MEME KANSERİNDE BESLENME VE FİTOTERAPİ

Meme Kanserinde Beslenme ve Fitoterapi

Meme kanseri ve beslenme arasında da diğer kanser tiplerinde olduğu gibi, güçlü bir ilişki mevcuttur. Sağlıklı beslenme meme kanserinden korunmada çok önemli bir role sahiptir. Bu yazıda sizlere, hem meme kanserinden korunmak isteyen hanımlarımız, hem halen tedavi sürecinde olanlar , hem de tedavi sonrasında kanserden uzak sağlıklı bir yaşam sürmek isteyen hanımlarımız için yol gösterici olacağına inandığım beslenme ve fitoterapi önerilerimizi özetlemeye çalıştık. 

Sağlıklı beslenme, bizlere ve vücudumuzda barınan faydalı mikroorganizmalara gereksinim duyduğu vitamin, mineral, enzim ve enerjiyi sağlayacak şekilde sağlıklı, taze ve tabii ürünler ile yapılan beslenmedir. Bahsettiğimiz, bu tabii beslenmede vücudumuzda yağ ve toksik maddeler olarak depolanmaktan başka bir işe yaramayan rafine gıdalara yer yoktur. Rafine beyaz şekerle veya unla üretilen gıdalar, kan şekerinde ani yükselmelere, yüksek insulin düzeylerine ve ardından da kan şekerinin hızla düşmesine neden olarak tekrar acıkmanıza ve sık sık yemenize neden olmaktadır. Bu döngü sizing şişmanlamanıza, şeker hastası olmanıza hatta pankreas kanseri olmanıza kadar sürükleyebilmektedir. Bu yazı da özellikle tabii kelimesini kullanmak istiyorum, ve doğal kelimesini kullanmıyorum. Bunun sebebi, artık marketlerde satılan hemen her şeyin üzerinde “DOĞAL” yazdığı için bu kelimenin anlamını yitirdiği kanaatinde olmam. Dünya Sağlık Örgütü de hatalı beslenme ve şişmanlığın kansere yol açan faktörlerden en önemlisi olduğunu belirtiyor. Diğer tüm kanserlerde olduğu gibi, meme kanserinden de korunmak için dikkat edilmesi geren en önemli konu ideal kilonun korunması. İdeal kiloya sahip kadınların, özellikle menopoz dönemi sonrasında meme kanseri olma riskinin daha az olduğu biliniyor. Ayrıca şişman hanımlarda meme kanseri tekrarlama riskini de artıyor. Bu hanımlarda insülin ve insülin benzeri büyüme faktörünün (IGF-1) kandaki seviyeleri artıyor ve serbest IGF -1’ün  hücre üremesini kontrolsüz bir şekilde artırarak bir çok farklı kanserin de riskini artırdığı bilinmektedir. Özellikle karın ve üst beden bölgesinde fazla kilosu olan kadınlarda meme kanseri riskinin daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Çünkü bu kadınlarda seks hormonu bağlayan globülin (SHBG) daha düşük ve buna bağlı olarak östrojenin daha büyük bir kısmı serbest olarak dolaşıyor. Serbest dolaşımda olan östrojenin de meme dokusuna bağlanma olasılığı artıyor ve meme kanseri riskini artırıyor. Sağlıklı bir şekilde kilo verebilmeniz için önerilerimizi 10 madde halinde, sağlıklı yaşam>sağlıklı beslenmebaşlığı altında bulabilirsiniz.
 
Dengeli bir beslenmede genel olarak alınan total kalorinin %30 dan azının yağlardan gelmesinin kanser riskini düşürdüğü bilinmekte. Yağ olarak, ısıl işlem görmemiş (gerçek soğuk sıkım) sızma zeytin yağı ve doğal ortamında yetişen ve tabii ürünlerle beslenmiş olan hayvanların sütlerinden elde edilen tabii tereyağı kullanılabilir. Ayrıca, yağ grubu içinde Omega 3 açısından zengin beslenme de (Omega 3 yağ asidi olan EPA sayesinde) kanser riski oluşumunu azaltıyor. Özellikle haftada 1-2 kere balık tüketilmesi önemli ancak  çiftlik balığı yada ağır metallerden zengin sularda yaşayan balıklar tercih edilmemeli.
 
Protein kaynağı olarak, özgür dolaşan ve tabii beslenen hayvanların etini ve yumurtasını buldukça yiyin. Bunun dışındaki hayvanların etlerini ve yumurtalarını kesinlikle tüketmeyin.
 
Karbonhidrat olarak tam tahıl ürünleri, taze meyve ve sebzeler tüketilmeli. Yazımızda bahsedeceğimiz tüm meyve ve sebzelerin organik olanlarının tercih edilmesi önemlidir. Üzerinde tarım ilaçları kalıntılarının bulunduğu sebze ve meyveler sağlığınıza yarardan fazla zarar getirir. Özellikle tarım ilaçlarından en çok etkilenen meyve ve sebzeleri bilmek ve bunları mutlaka organik olarak tüketmeye dikkat etmek çok önemlidir. Bunlar elma, armut, şeftali, nektarin, çilek, kiraz, al dut, üzüm, biber, kereviz, yeşil fasülye, patetes, ıspanak, kıvırcık salata, salatalık, kabak ve bal kabağıdır.
 
İçme suyunuzu, yoğun tarım bölgelerinde nitrat ve tarım ilaçlarının varlığı nedeni ile yer altı suları ve nehirler kirlendiğinden bu bölgelerin dışındaki kaynaklardan elde edilmiş temiz su kaynaklarından elde etmeye dikkat edin.
 
Tuz olarak evinizde kimya sanayii için rafine edilmiş (saflaştırılmış) sodyum klorür ve akışkanlık kazandıran katkılar içeren ürünü bulundurmayın. Tuz aslında sodyum klorür dışında vucudumuzun ihtiyacı olan 84 tane mineral içeriği olabilen çok özel bir gıdadır. Evinizde ölçülü bir şekilde kaya tuzu kullanın. Hatta salatalarınıza katacağınız tuzun daha özel bir tuz olan saydam kristal olarak doğada buluna Himalaya tuzu olmasını öneririm. Elbette, tansiyon yüksekliği olanlar, tabii bir ürün de olsa daha dikkatli olarak kullanmalı tuzu.
 
Meme kanserinde faydalanılmasını önereceğimiz gıdaları en faydalıdan itibaren sıralayacak olursak, sarımsak ilk sırada gelir. Sarımsak aslında tüm kanserlerde besin desteğinde ilk sırada gelir dersek yanlış olmaz. Devamında sırasıyla pırasa, ıspanak, pancar, karalahana, yeşil soğan, lahana brokoli, karnabahar, kıvırcık, soğan, yeşil fasülye, mor lahana, kuş konmaz, kereviz, şalgam, eğrelti otu, kabak, kırmızı biber, hindi bağ, rezene, havuç ve mevsiminde olmak kaydıyla salatalık ve domates diğer ürünlerdir.
 
Menopoz öncesi kadınlarda turp giller (kırmızı turp, beyaz turp ve şalgam) brokoli ve brüksel lahanası içerdiği izotiosiyanat özellikle östörojen metabolizması üzerine etki yaparak meme kanseri riskini düşürdüğü bildirilmektedir. Karotenoid izoflovan A,C,E vitaminleri de risk azaltmakta diğer etkili unsurlardan. Tam tahıllı besinler, susam tohumu, sarımsak, sızma zeytin yağı, kayısı, şeftali, armut, üzüm, bal kabağı ve kiraz da lignan açısından zengin diğer sebze ve meyvelerdir.
 
Menopoz sonrası hanımlarda folat miktarının yeterli alınması meme kanseri riskini azaltmaktadır. Folat açısından yeterli beslenme amacıyla doğal ortamında tabii ürünlerle beslenmiş hayvanın  karaciğeri, ıspanak benzeri koyu yeşil yapraklı sebzeler, kavun, portakal suyu, enginar, pancar, brokoli, bamya ve kuru baklagiller tercih edilebilir. Havuç, kabak karnabahar yapılarında bulunan lignan özellikle menopoz sonrası kadınlarda östörojen karşıtı etki göstererek kanser oluşumu riskini azaltır. C vitamini içeren besinler ile birlikte tüketilmeleri önerilmektedir.
 
Kanserden korunmak ve tekrarlamasını engellemek için diyetinizden özellikle çıkarmanız gereken ürünleri sıralarsak. İlk sırayı elbette rafine şeker, rafine beyaz un ve omega 6 ağırlıklı trans yağlar, özellikle ay çiçek, mısır, soya yağı ve hidrojenize yağlar alıcaktır. Şişman hanımların ilk olarak yapması gereken şey rafine un ve rafine şekerden kaçınma ve egzersizle insülin direncini yenmaleridir. Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ yiyecek ve içecekler tüketmeyin. Alışveriş sepetinizde, patetes kızartması, beyazlatılmış ya da tatlandırılmış kahvaltı gevrekleri, şeker katılarak yapılmış reçel, jöle, komposto, şurup halinde meyve ve aynı zamanda şekerli ve tatlandırıcılı meyve suları bulunmamalı.
 
Sofranızda muhakkak yediğiniz ürünlerin yarısının tabii tohumdan, tabii yöntemler ile ilaçsız olarak yetiştirilmiş çiğ sebze ve meyveden teşekkül etmesine özen gösterin.  Hayatınıza muhakkak kefir, ekşiyebilen tabii yogurt (marketten alınan yoğutlar ekşimez), sirke ve boza gibi probiyotiklerden zengin gıdaları da dahil edin. Bu gıdaların fabrikasyon değil tabii yöntemler ile üretilmiş olmasına özen gösterin.
 
Alkol tüketimi ile meme kanseri arasında da ilişki mevcut, günde  3 kadeh veya daha fazla alkol tüketen kişilerde meme kanserine yakalanma riskinin yüksek  olduğu bildirilmiştir.
 
Beslenme ile birlikte egzersizde muhakkak kilo kontrolünde yardım olacak ve sağlıklı kalmanızda önemli olacak unsurlardan bir tanesi. Haftada 6 kez, normal ritimde, 30 dakikalık bir yürüyüşün sağlığınıza çok önemli pozitif bir etkisi olacaktır. Yürümenize engel olan bir durum var ise 45 dakikalık yer egzersizleri ile fazla kilolardan mutlaka kurtulmalısınız.
 
Ayrıca alüminyum içermeyen doğal deodorantlar, parapensiz ve ftalatsız organik kozmetik ürünler, uçucu yağlardan üretilen doğal tarım ilaçları, beyaz sirke ya da ekolojik etiketli tarım ilacı içermeyen (tarım ilacı içermeyen temizlik ürünleri)  hayatınızın içine dahil ederken, diğer ürünleri hayatınızdan çıkartmalısınız. Yemeklerinizi geleneksel yöntemler (buğlama ve buharda pişirme ile pişirin). Fırın da sağlıklı seçeneklerden biri olabilir. Mikrodalga gibi hızlı pişirme yöntemleri ciddi besin kayıplarına yol açaçağından ve ayrıca kanserojen olabileceğinden tercih edilmemelidir. Daha çok analizleri yapılmış topraktan yapılmış güveç, cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere ikinci tercih olarak mutfağınızda bulunabilir. Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın. Mutfağınızda plastik kaplara yer vermeyin.
 
Bazı durumlarda sadece diyet zenginleştirmesi yeterli olmayabilir ve gıda takviyeleri alınması gerekebilir. Örneğin, folik asit, B6 ve B12 vitamini hücrenin yapı taşı DNA nın yapılanmasında kilit rolü oynamaktadır. B6, B12 ve folik asit birlikte kullanılmasında meme kanseri ve rahim ağzı kanseri riskinin azaltıldığı bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Folik asit folatın sentetik formu olup, ağızdan alındığında folattan daha fazla emilmektedir. Tabii folat kaynakları, yeşil yapraklı sebzeler(brokoli, brüksel lahanası…),tahıllar ve ekmekte, karaciğerde nohut ve patateste bol miktarda bulunmaktadır. Ayrıca kanser tedavisinde kullanılan 5-Fluorourosil isimli ilacın kanser hücrelerini öldürücü etkisini artırmaktadır. Ancak 50 yaş üzerinde mide hastalıklarına bağlı olarak B12 vitamin emilimi azalacağı için gıda takviyeleri ile idame ettirilmelidir.

 

Bilimsel Veriler Eşliğinde Meme Kanserinde Korunmanızda Destek Olabilecek Fitoterapi Önerileri

 
Alfa lipoik asit, kanser hücrelerini öldürürken, bağışıklık sistemini kuvvetlendiren, tüm hücrelerin metabolizmasında önemli rol oynayan bir faktördür.  Özellikle bezelye, nohut, börülce, ıspanak, brokoli, domates, brüksel lahanası, pirinç kepeği, karaciğer ve dalak gibi ürünlerde bol olarak bulunur. Yoğun olarak klinik çalışmaları yapılan alfa lipoik asit yolu ile 200 mg alınması halinde % 30 u emilmektedir.  Yüksek doz kullanımda kan şekerini düşürücü etkisi fazla olacağından, diyabet ilacı kullananlarda dikkatli olunmalıdır. Bazı kemoterapi ilaçlarının ve radyoterapinin etkisini bozduğundan aktif tedavi süreci sonrasında kullanımı önerilmektedir.
 
Arı poleninin antiviral, antibakterial ve antitümöral etkinliği olduğu laboratuar çalışmalarında gösterilmiştir. İnsan çalışması bulunmamaktadır. Ancak hayvan çalışmalarında arı poleninin kısa süreli kullanımının bağışıklık sistemini uyardığı ve tümör karşıtı etki gösterdiği gözlenmiştir. 5-FU ile birlikte kullanıldığında tumor karşıtı etkinliğin arttığı gösterilmiştir. Ancak hayvan deneylerinde kullanılan “suda eriyen formu” piyasada bulunmamaktadır. Arı polenin yan etkisi az olmakla birlikte polene alerjisi olanlar ile saman nezlesi olanların kullanmaması önerilir. Alerjik bulgular ortaya çıkartabilir.
 
Beta glukan, doğal öldürücü hücreleri uyararak bağışıklık sistemini destekler ve kansere karşıtı etki gösterir. Kemoterapi ile birlikte kullanıldığında etkisini artırdığı ve yan etkileri azalttığı ve tedavinin başarı şansını artırdığı gösterilmiştir. Hayvan çalışmalarında radyoterapi sonrasındaki yan etkilerin iyileşmesini hızlandırdığı, akyuvar sayısını artırdığı ve kemik iliğinde düzelme sağladığı gösterilmiştir. Beta glukan, yulaf ve arpa gibi tahıllarda ve çeşitli mantarlarda bol miktarda bulunmaktadır. Beta glukan çalışmalarında 1000 mg ve üzeri kullanımlarda dahi önemli yan etkiler izlenmemektedir. Preparatlarının aç karnına kullanılması önerilmektedir.
 
Beta karoten, antioksidan etkisi belirgin olan ve kanser gelişmesini önler. A vitamininin öncü molekülüdür. Beta karoten, koyu yeşil yapraklı sebzeler, sarı, turuncu ve kırmızı rekli meyve ve sebzeler ile alındıktan aktif A vitaminine dönüşür. A vitamini ise sebze ve meyvelerde bulunmaz, yağda eriyen bir vitamin olması nedeniyle süt, yumurta, balık yağı ve karaciğer de bol miktarda bulunur. Preparat olarak alımlarında yüksek dozlarda bazı yan etkileri olabilmekte, kemoterapi ve radyoterapinin etkilerini azaltabilir. Ancak gıda alımlarında bu tür etkileri görülmemektedir.
 
Çörek otu yapılan laboratuar ve hayvan çalışmalarında bağışıklık sistemini uyarıcı alerjiyi azaltıcı kan şekerini düşürücü tansiyon düşürücü iltihap giderici mikrobik enfeksiyonu azaltıcı etkisi bulunduğu gösterilmiştir. Çörek otu içinde bulunan maddelerin meme kanseri hücrelerini öldürdüğü kanserin damarlanmasını engellediği gösterilmiştir. Tansiyon düşürücü kan şekeri düşürücü etkilerinin olması nedeni ile şeker ve tansiyon ilaçlarının dozunun ayarlanması gerekebilir.
 
Ökse otu  olarak bilinen bitkinin ticari olarak da Iscador veya Heliksor isimleri ile  satışı yapılmaktadır. Bilimsel çalışmalarda etkinliği en çok araştırılmış olan ve dünyada en çok kullanılan tamamlayıcı tedavi yöntemlerindendir. Hepatit, kanser tedavisi ve bağışıklık sisteminin yorulmasında kullanılmaktadır. Yapılan büyük çalışmaların sonucunda standardize edilmiş, ökse otu preperatların enjeksiyon olarak kullanılmaları ve  KT veya RT ye eklenmesi ile tedavilerin başarılı olma şansını arttırabileceği düşünülmektedir. Fakat tedavinin tamamlayıcı bir tedavi ve bilimsel tedavinin yanında uygulanması, sadece özel durumlarda bazı hastalara tek başına uygulanabileceği unutulmamalıdır. Ökse otunun yan etkisi olarak enjeksiyon bölgesinde ağrı, şişlik, kızarıklık olabilir. Bazı durumlarda tansiyon düşüklüğü, ishal ve ve kusma olabilir. Çok yüksek dozlarda nöbet geçirme, koma, ve hatta ölüm bildirilmiştir. Tansiyon düşürücülerin etkisini arttırdığı, ya da ritim düzenleyicilerin etkilerini engelleyebileceğinde fitoterapi ve ilaç etkileşimleri konusunda bilgili bir hekime danışarak kullanılmalıdır.
 
Keten tohumunun hayvan çalışmalarında meme kanseri büyümesini ve başka organlara sıçramasını engellediği gösterilmiştir. Geleneksel olarak radyoterapinin yan etkilerinden ve kanserden korunma da kullanımı önerilmektedir. Ancak öğütülmüş keten tohumu öğütüldükten 24saat içinde tüketilmelidir. Aksi halde toksik etki gösterebilir. Bu sebeple piyasada bulunan hazır üretilmiş keten tohumu ürünlerinin kullanılmaması önerilir. Klinik çalışmalarda kanserli hastalarda kanser ile ilgili kan değerlerinin (markerların) düştüğü ve menopoza girmiş meme kanserli hastalarda kanserli hücrelerde küçüldüğü gösterilmiştir. Sonuç olarak meme kanseri ve diğer hormon bağımlı kanserlerde, keten tohumu yararlı olacağı düşünülen destekleyici ürünlerdendir. Keten tohumunun östrojen benzeri etkilerinin bulunması nedeni ile özellikle östrojen reseptörü pozitif olan meme kanserli hastaların dikkatli olması önerilmektedir. Ayrıca keten tohumu, soya ürünlerinde bulunan “genistein” maddesinin meme kanseri hücrelerini çoğaltıcı etkisini de azaltmaktadır. Çalışmalarda, bu hastalarda soyada olduğu gibi ösrojenik etkiyle meme kanseri hücrelerini çoğaltma özelliği bulunmamıştır, tam aksine keten tohumunun kanser hücrelerini azaltıcı özellik taşıdığı saptanmıştır. Ancak yine de yapılan çalışmalar az olduğu için dikkatli olmakta fayda var. Keten tohumunun özellikle genç meme kanseri hastalarında, fitoterapi konusunda bilgili bir hekim danışmanlığında kullanmakta fayda var.
 
Yeşil çay içerdiği kateşin sayesinde meme kanserinde koruyucu bir özellik göstermektedir. Yeşil çay vücut yağlarının azaltılmasını kolaylaştırdığı gibi tümör kütlesinin hacminde küçülme sağladığı da bilinmektedir. Yeşil çay içerken dikkat edilmesi gereken bazı durumları da bilmek gerekir. Yeşil çaydaki tanin içeriğine bağlı bulantı  ve barsak yakınmaları gelişebilir. Böyle bir durumda yeşil çaya ara verilerek şikayetler takip edilir. Yeşil çay demir emilimini bozduğu için gıdalar ile birlikte alınmaması gerekir. Zaten anemi tedavisi görmekte olan hastalardan demir preparatlarından 2 saat önce veya 4 saat sonra tüketilmelidir. Ayrıca ülseri olan insanların yeşil çayın mide asidini arttırması nedeni ile tüketirken dikkatli olmaları önerilir. Günde 8 bardaktan fazla yeşil çay tüketilmesi pıhtılaşmayı azaltan ilaçların etkisini azaltabilir. Ayrıca yeşil çayın içinde bulunan kafein de pıhtılaşmayı bozabilir. Aşırı tüketimden kaçınmak ve pıhtılaşma faktörlerinin etkilenmediğinden emin olmak gerekir ya da yan etkilerinin daha az olması için kafeinsiz yeşil çay ürünleri tercih edilebilir.  
 
Zencefil yine meme kanserinde kullanılabilecek fitoterapi ürünlerinden birisidir. Özellikle KT’ye bağlı bulantı ve kusmanın önlenmesinde ve tedavisinde zencefilin yararı bildirilmiştir. Ancak kanserden korunmada ve kanserin tekrarlanmasının önlenmesi için de zencefil tüketimi önerilmektedir. Zencefilin en sık görülebilecek yan etkisi mide yanması ve dermatittir. Özellikle aşırı miktarda alındığında merkezi sinir sistemi baskılaması ya da kalpte ritim bozukluğuna neden olabilir. Pıhtılaşmayı azalttığından pıhtılaşmayı azaltan ilaçlar ile birlikte kullanıldığında kanamaya neden olabilir. Ayrıca tansiyon düşürücü ilaçlarla, kan şekerini azaltan ilaçların etkisini arttırabilir. Mide asidi üretimini arttırdığı için de mide ilaçlarının (proton pompa inhibitötlerinin) etkisini azaltabilir. Bu ilaçları kullanıyorsanız zencefili de fitoterapi ve ilaç etkileşimleri konusunda bilgili bir hekim danışmanlığında kullanmalısınız.
 
Zerdeçal ile yapılan çalışmalarda zerdeçalın (hint safranı) iltihap giderici ve antioksidan etkisi bilinmekte. Ayrıca zihinsel fonksiyonları arttırdığı bilinmektedir ve özellikle uzak doğuda tümörlerin de tedavisinde uzun süredir kullanılmaktadır. Yapılan çalışmalarda bir kanserin akciğer metastazı yapmasını azalttığı, Hayvan deneylerindeki en değerli yöntemlerden biri olan ağız yolu ile verilerek yapılmış bir çalışmada Paclitaksel isimli KT ilacının meme kanserini öldürücü etkisini belirgin arttırdığı saptanmıştır. Ancak zerdeçalın, siklofosfamid, doksorubisin,mekloretamin ve irinotekan isimli ilaçların meme kanseri hücrelerini öldürücü etkisini bozduğunun gösterilmesi nedeni ile bu ilaçları alan hastaların kullanmaması gerekmektedir. Safra taşı, safra yolu tıkanıklıkları, ülser gibi gastrointestinal sistem hastalıkları ve spastik barsak hastalığı bulunan olgularda dikkat ile doktor kontrolünde kullanılabilir. Ayrıca pıhtılaşmayı azaltan ilaçların etkisini arttırarak kanamaya neden olabilir. Zerdeçali de mutlaka fitoterapi ürünleri ve ilaç etkileşimleri konusunda bilgili bir hekim danışmanlığında kullanmalısınız.
 
Görüldüğü gibi yeşil çay, zerdeçal, zencefil, ökse otu, keten tohumu gibi son derece faydalı özellikleri bulunan tamamen doğal bitkisel ürünlerin bile var olan hastalıklarınızı arttırıcı veya kullandığınız ilaçların etkisini azaltıcı etkisi olabilmektedir. Bu tür bitkisel ürünleri mutlaka fitoterapi ve olası ilaç etkileşimleri konusunda bilgili bir hekim danışmanlığında kullanılmasını önermekteyiz.
 

Yrd. Doç.Dr. Mehmet Mahir ATASOY
Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Girişimsel Radyoloji & Meme Radyolojisi

SOSYAL MEDYA